Saç Dökülmesi, Formları, Nedenleri, Psikolojik Etkileri ve Mevcut Tedavi
Yöntemleri
Her insan günde 100 saçını kaybeder ve bu kesinlikle normaldir.
Kısa saçlı kişiler özellikle saçlarını yıkadıklarında bu gerçeği daha iyi
farkederler. Bununla birlikte, eğer uzunca bir süre için daha fazla sayıda saç
kaybı gerçekleşirse ve bu kaybı dengeleyecek yeterli saç büyümesi
gerçekleşmezse; endişelenmeyi gerektirecek sonuçlar ortaya çıkabilir. Saç kaybı
alopecia (alopesi) olarak adlandırılır ve çeşitli tipleri vardır. Saç
dökülmesinin temel nedenleri:
a) Metabolik bozukluklar b) Kemoterapide olduğu gibi, ilaçların
yan etkileri c) Zehirlenme d) Radyasyona maruz kalma e) Yanık skarı f) Önemli
dahili hastalıklar g) Ciddi enfeksiyonlar ve saçlı derinin immünolojik
bozuklukları h) Hormonal bozukluklar i) Beslenme yetersizlikleri j) Genetik
faktörler (kalıtım)
Erkek Tipi Saç Dökülmesi
Saç dökülmesinin bu kalıtsal türü, tüm dünyada hem erkek hem de
kadınlarda en sık görülen saç dökülmesi tipi olup, temel olarak erkekleri
etkiler. Kadınlar daha az oranda etkilenseler de, genellikle daha hafif
seyreder. Erkeklerin büyük bölümü hayatlarının bir döneminde bu sorunla
karşılaşırlar. Erkeklerde seyir ise kişiden kişiye değişiklik gösterir. Bu saç
dökülmesinin temelinde erkeklik hormonu dihydrotestosterone vardır.
Bu madde erkeklik hormonunun bir yıkım ürünüdür. Ve duyarlı kıl
folliküllerinin yaşam sürelerini kısaltır. Telogen fazdaki saçların sayısı
artar. Sonunda güçlü, terminal saçlar zamanla ince vellüs haline dönüşür.
Başlangıçta çıplak gözle görülemeyecek bu durum, zamanla tamamen kelleşmiş bir
saçlı deriyle sonlanır. Çok duyarlı vakalarda ergenliğin erken dönemlerinde saç
kaybı başlayabilir. Saç ekiminin mantığını da, ense saçlarında bu hormon
algaçlarının olmaması oluşturmaktadır. Bu sayede ekilen saçlar bu hormonların
etkisinden bağımsız olarak yaşamlarını sürdürmektedir. Erkek tipi saç
dökülmesinin kesin nedeni henüz yüzde yüz netlikle belirlenmemiştir. Muhtemelen
DHT dışında da henüz tam araştırılmamış faktörler mevcuttur.
Az sayıda
farklılıklar dışında, erkek tipi saç dökülmesi genellikle belli bir gelişim
düzenini izler. İlk olarak ön saç çizgisinin sol ve sağ yanında küçük sahalarda
saç kaybı başlar. Bu alan saç çizgisinin geriye çekilmesine neden olacak şekilde
arkaya doğru ilerler. Bu durum başın ön kısmının kelleşmesine yol açar. Sıklıkla
vertex adı verilen, saçın dönme bölgesinin de bulunduğu başın tepe kısmında da
benzer gelişim izlenir ve saçın seyrelmesiyle sonlanır. Zamanla bu sahaların
boyutu büyür ve sonunda bunlar birleşerek, başın arka kısmında ve yanlarda taç
şeklinde korunan bir saha dışında tamamen kelleşmiş bir kafaya neden olurlar.
Genetik yatkınlık ve duyarlılığa bağlı olarak saç kaybının son safhası saç
çizgisinin kaybından tüm saşların kaybedilmesine kadar değişebilir. Kelliğin
gelişimi değişkenlik gösterir. Bazen, bazı erkeklerde ön saç çizgisinde küçük
bir saçsız alan herhangi bir alevlenme göstermeden ileri yaşlara kadar devam
eder. Nadir vakalarda saç çizgisinin yanlarında herhangi bir saç kaybı
olmaksızın tepe bölgede saçların eksilmesi görülebilir. Bu tip saç kaybının en
tanınan örneği tanınmış Fransız futbol oyuncusu Zinedine Zidane'dır.
Saç kaybının gelişim ve evrelerini tanımlamak için uluslararası kabul görmüş Norwood- Hamilton skalası kullanılmaktadır. Buna göre 7 evre
tanımlanmıştır. Faz 1 saç kaybı olmadığı anlamına gelir. Bu nedenle çoğu çizimde
gösterilmez.

Kadınlarda Erkek Tipi Saç Dökülmesi
Kadınlarda androgenetik alopesi erkeklere göre daha ileri yaşta
başlar. Kadınlarda genellikle diffüz ( tüm saçlı deriyi kapsayan ) dökülme olur.
Saçlı derinin tamamında saçlar incelir veya seyrekleşir. Terminal kıllarda
minyatürizasyon erkeklere göre daha az seviyede gerçekleşir. Bu nedenle tam saç
dökülmesi nadirdir. Minyatürizasyonun daha az olması kadınlarda 5 alfa redüktaz
enzim aktivitesinin daha az olması ile açıklanabilir. Ancak menapoz sonrasında
veya androjenlerin kanda belirgin yükseldiği durumlarda , erkekte olduğu gibi
alın ve tepedeki açılma belirginleşebilir.Androjenik alopesi erkekte hastalık kabul edilmemektedir. Ancak
kadında büyük bir psikolojik stres oluşturması, ayrıca dahili hastalıkların
göstergesi olabilmesi açısından önemli bir sorundur. Hastaların çoğunda kan
androjen seviyeleri normaldir. Hiperandrojenemi (kanda androjen yüksekliği)
belirginse , androjen üreten tümör yönünden araştırmak gereklidir. Kadınlarda
androjen üreten organlar yumurtalıklar ve böbreküstü bezleridir. Polikistik over
sendromu gibi hiperandrojeneminin diğer belirtilerinin izlendiği tablolarda
androjenik alopesi sık görülür. Kısacası androjenik alopesi bulunan kadınlarda
hormonal bozukluklar veya androjen üreten tümörler açısından tetkik yapılması
önemlidir. Kadınlarda ön saç çizgisi genellikle korunur. Kadınlarda saç
dökülmesi şekli ve derecesi Ludwig sınıflaması ile
belirlenmektedir.
Telogen Effluvium Kıl döngüsündeki karışıklık
ve telogen dönemdeki kıl oranındaki artışa bağlı gelişen diffüz (tüm saçlı
deriyi kapsayan) saç kaybıdır. Herhangi bir yaşta olabilir. Kadınlarda daha sık
rastlanır.
Gelişimi: Anagen kıllar zararlı birçok etkene
karşı duyarlıdır. Telogen dönemdeki kıllar ise göreceli olarak, saçı
etkileyebilecek etkenlere karşı daha az duyarlıdır.
Telogen effluvium
fiziksel ve psikolojik stres oluşturan olaylara karşı saç kıllarının
tepkisidir.
Anagen dönemdeki bir kıl prematür ( zamanından önce ) olarak
telogen döneme geçer ; böylece telogen dönemdeki kıl oranı artar. Neden olan
olaydan 2-5 ay sonra telogen effluvium başlar.
Nedenleri:
İnfeksiyonlar : Yüksek ateşle
seyreden hastalıklar neden olabilir. Tifo,sıtma, birçok viral hastalık buna
örnektir. Erizipel dahi telogen effluviuma yol açabilir.
Hormonal
değişiklikler : Telogen effluviumun en sık şekli postpartum
alopesi (doğum sonrası saç dökülmesi ) dir.Genellikle doğumdan 2-4 ay sonra
başlar ve birkaç ay sonra kendiliğinden düzelir.
Menapoza girilmesi; hipertiroidizm veya hipotiroidizm;
over, hipofiz veya böbreküstü bezi tümörleri diğer hormonal değişikliklere bağlı
telogen effluvium nedenleridir.
İlaçlar ve kimyasallar
:
- Antikoagülanlar ( heparin,kumarin)
- ACE
inhibitörleri
- Beta blokerler
- Antikonvülsanlar
(karbamazepin,valproat)
- Oral kontraseptifler
- İnterferon
-
Sitostatikler ( Metotreksat, Azotioprin, Vinka alkaloidleri)
- Lityum
-
Retinoidler
- Tiroid inhibitörleri (Propiltiourasil, tiamazol )
-
Antilipemikler (Klofibrat, Butirofenon )
- Kolsişin
- Trisiklik
antidepresanlar
- Aşırı vitamin A
- Ağır metaller
(kurşun,civa,arsenik,talyum )
Akut ve kronik hastalıklar
:
Kanserler, bağ dokusu hastalıkları, yeme bozuklukları, HIV /
AIDS gibi hastalıklar telogen effluviuma neden olabilirler.
Demir
eksikliği :
Kadınların önemli bir yüzdesinin sahip olduğu bu
problem telogen effluviumun fazla önemsenmesi gereken nedenlerindendir. Ancak
demir replasmanı az sayıda hastanın saç kaybına yardımcı
olmaktadır.
Diğer nutrisyonel eksiklikler : Çinko,
biotin ve esansiyel yağ asitlerinin eksiklikleri telogen effluvium
nedenidir.
Cerrahi operasyonlar,kazalar Psikolojik stresler. Ancak olguların önemli bir kısmında aşikar bir neden
bulunamamaktadır. Telogen effluviumu başlatan neden ortadan kalktığında, takip
eden birkaç ayda problem düzelir. Telogen kılların oranı normale döner.
Ancak kıl yoğunluğunun başlangıç seviyesine dönmesi için 6-12 ay
gerekebilir. Trikogramda telogen kılların artmış oranı belirlenir ( % 25 ‘ten
fazla).
Telogen kılların yüzdesi nadiren % 50 yi geçer.
Normalde günlük
saç kaybı 50 – 100 teldir. Bu sayı telogen effluviumda ikiye katlanır.
Kronik Telogen Effluvium
Bu durum tam
olarak anlaşılamamıştır. Bazı orta yaşlı kadınlarda telogen effluviumun uzun
süren seyri sonrasında, uzun yıllar devam edecek saçlı deri kıllarında yaygın
incelme ve seyrekleşme izlenebilir. Alnın iki
tarafında saç dökülmesi olabilir ; bu nedenle androgenetik alopesi ile karışır.
Anagen Effluvium
Bazı telogen kılların
günlük kaybı tamamen normaldir; ancak anagen kılların dökülmesi her zaman
anormaldir.
Anagen effluvium; kıl folikülleri üzerine oluşan toksik etkilere
bağlı olarak kıl foliküllerinin yapısının bozulması ve yapısı bozulan anagen
kılın ani olarak dökülmesidir.
Diffüz anagen effluvium kanser kemoterapisi
hastalarında sıktır. Anagen effluviuma neden olan kemoterapi ilaçları genellikle
daha düşük dozlarda telogen effluviuma da yol açarlar. Tüm kemoterapi ilaçları
anagen effluviuma neden olabilirler. Kolsişin kemoterapi ilaçları dışında en sık
bu tip dökülmeye sebep olan ilaçtır.
Radyasyon, civa ve talyum
zehirlenmeleri, bazı bitkisel toksinler, şiddetli protein malnütrisyonu diğer
anagen effluvium nedenleridir. Saç dökülmesi çok ani ve çok yaygın olabilir,
hasta birkaç hafta içinde saçlarının % 90´ ını kaybedebilir.
Toksin veya neden olan diğer kimyasaldan uzaklaşıldığında,
hastaların çoğunda saçların tamamı yeniden büyürler. Bazı kemoterapi
ilaçlarından sonra kıllar renklerini hatta şekillerini kaybetmiş olarak
büyüyebilirler.
Diffüz Alopesi: Bu terimle tüm saçlı derideki
saçların eşit biçimde kaybı anlatılmaktadır. Kadınlarda daha sık olarak görülür.
Nedenleri hormonal disfonksiyon, stress, demir eksikliği, mantar enfeksiyonları,
ilaçların yan etkisi (Alopecia medicamentosa), tiroid
hastalıkları ve talyum gibi maddelerle zehirlenmedir. Etken ortadan
kaldırıldıktan sonra saç kaybı genellikle durur. Kanser tedavisinde kullanılan
sitostatik ilaçlar, yani kemoterapi bu tip saç kaybının en sık görülen
sebeplerindendir.
Travmatik / Mekanik alopesi
Travmatik alopesi genellikle kazalar sonucu meydana gelen
skarlara veya saç folliküllerinin geri dönüşsüz kaybına neden olan yanıklara
bağlı oluşur. Mekanik alopesi ise basınç, sürekli sürtünme veya çekilme gibi
nedenlere bağlı oluşur. Başta sürekli ağır yük taşıma, sık örülü ve gergin saç
modelleri, saçın tekrarlayan çekilmesi, uzun süre yatalak kalınan durumlar, yani
başın uzun süre aynı pozisyonda kalmasına neden olan hastalıklar sayılabilir.
Trikotillomani Kişinin ruhsal
problemlerine bağlı olarak, saçlarını çekerek kendi kendine oluşturduğu sınırlı
saç kaybıdır. Kadınlarda daha sık görülür. Sıklıkla frontotemporal (alın)
bölgede lokalize kıl kaybı alanları şeklinde karşımıza çıkar.
Düzensiz
şekilli bu alanlarda henüz çekilebilecek kadar uzamamış yeni kıllar izlenir.
İnfeksiyon Sonrası Saç Dökülmesi Bakterilere ve mantarlara bağlı saçlı deri infeksiyonları geçici
olarak kıl foliküllerinde hasara neden olabilirler. Ancak bu saç dökülmesi geri
dönüşümlüdür.
Bazen infeksiyonlar kıl foliküllerinde kalıcı hasara neden
olurlar; sikatris gelişebilir ve saç dökülmesi geri dönüşümsüz hale
gelebilir.
Alopesi Areata Bu saç kaybı
tipi genellikle yuvarlak şekillidir ve genellikle lokal olarak belli bir
bölgedeki saçlar dökülmüştür. Nedeni çok açık değildir. Olası bir neden
bağışıklık sistemindeki bir dengesizliktir. Hastanın kıl folikülü endojen veya
eksojen uyarılara karşı duyarlıdır. Kıl follikülü hücreleri yabancı cisim gibi
görülür ve vücut onlara karşı savaşır. Psikolojik stres , tiroid hastalıkları
gibi hormonal problemler , atopik dermatit gibi deri hastalıkları bu tip saç
dökülmesinin olasılığını artıran faktörlerdir. Kıl köklerinin kaybından dolayı
deri sıklıkla hafifçe çökmüştür.
Saçlı deri çoğunlukla fildişi beyaz rengindedir. Saçlı derinin
herhangi bir bölgesini tutar, ancak oksipital (başın arka kısmı) bölgede daha
sık görülür. Sakal, kaş, kirpik gibi kıllı alanlarda da bu tip dökülmeye sık
rastlanır. Alopesi areata uzun süre devam edebilir ya da kısa bir süre devam
edip, hiçbir iz bırakmadan düzelebilir. Hastaların % 20'sinin başka bir aile
üyesinde de hastalığın olduğunu bildirmesi, genetik etmenleri de
düşündürmektedir. Daha kötü vakalarda saçlı derideki tüm saç kaybedilebilir
(alopecia totalis) ve hatta tüm vücut kılları kaybedilebilir. (Alopecia
universalis). Günümüzde alopecia areata sıklıkla ilaçlarla tedavi
edilebilmektedir.
Hastalığın seyri önceden pek belirlenemez. Kıllar genellikle
daha açık renkte tekrar büyürler. Hastaların yarısından daha azında efektif
tekrar büyüme gerçekleşir ve beş yıl süreyle nüks (tekrar) oluşmaz.Hastalığın
seyrini ve geleceğini kötü etkileyen faktörler arasında; hastalığın erken yaşta
başlaması, hastalığın yaygınlığı, uzun süredir devam etmesi yer alır.
Yara İzi ( Sikatris ) İle Birlikte Alopesi
Kıl folikülleri kalıcı olarak hasarlanır ve kıllar sikatris
bölgesinde geri dönüşümsüz olarak dökülürler.
Sikatris nedenleri
:
Genetik hastalıklar; Darier hastalığı, İktiyoz, Epidermolizis
büllöza
Fiziksel hasarlar; Radyasyon, termal yanık, kimyasal hasarlar,
mekanik travma
Tümörler ; Metastatik tümörler, bazal ve skuamöz hücreli
karsinom, Hemanjiom, lenfoma
İnfeksiyöz hastalıklar; Lepra, furonkül ve
karbunkül, sifiliz, lupus vulgaris herpes zoster , Derin mantar infeksiyonları,
Çeşitli hastalıklar; Amiloidoz, liken planus, lupus eritematozus, sarkoidoz
skleroderma, morfea
Saç Dökülmesinin Psikolojik Etkileri:
|
Saç aslında herhangi bir yaşamsal fonksiyonu olmayan ölü bir
maddedir. Hatta daha da ileri gitmek gerekirse, gereksiz olduğu bile
söylenebilir. Buna rağmen, günlük yaşamda büyük değeri vardır. Ve kaybedilmesi
ciddi psikolojik problemlere yol açabilir. Güzel, parıldayan ve sağlıklı saçlar
cazibe, gençlik ve bütün bunların da ötesinde, canlılığın simgesidir.
Kadınlar ve gençler daha ender maruz kaldıklarından, saç kaybından daha
çok acı çekerler. Etkilendiklerinde ilk tepki toplumdan kaçış olur. Ancak,
toplumda en çok etkilenen kesim olmalarına rağmen, daha yaşlı erkekler de kel
olacakları düşüncesini kabullenemezler. Kendilerine olan güvenlerini kaybetmeye
ve depresyona eğilimlidirler ve genellikle saçlarını bir şapkayla gizlemeyi
seçerler. Çok sıklıkla, bilinçli olarak farkında olunmasa da, sosyal hayattan
geri çekilme gözlenir. | |